11. Sınıf Felsefe · 3. Ünite: Akıl ve İnanç
Akıl-İnanç İlişkisine Yönelik Felsefi Sorular
İnsan hem düşünen hem de güvenen bir varlıktır: Kanıt arar, ama kanıtı sonuna kadar kendisi denetleyemediği şeylere de güvenir. Bu konuda "bilmek", "anlamak" ve "güvenmek" arasındaki farkı çözümleyecek, akıl–inanç ilişkisinin doğurduğu felsefi soruları ve problemleri tanıyacaksın. Sonunda bu soruları açıklayabilecek, günlük yaşamdaki örneklerle ilişkilendirip tarafsız biçimde değerlendirebileceksin. Konu, hiçbir inancı savunmaz ya da küçümsemez; inanç ile aklın ilişkisi hakkında nasıl iyi soru sorulacağını ve görüşlerin nasıl karşılaştırılacağını öğretir.
Kazanımlar
- FEL.11.3.1.a. Bilgi, inanç ve güven kavramlarını ayırt ederek akıl-inanç ilişkisiyle ilgili felsefi soru ve problemleri açıklar.
- FEL.11.3.1.a. "İnançta akıl zorunlu mudur?", "Anlamak için mi inanılır?" ve "İnanç akıl üstü müdür?" sorularının farklı yanıtlarını rasyonellik ve irrasyonellik bağlamında ayırt eder.
- FEL.11.3.1.b. Aday soruları felsefi, bilimsel-olgusal ve günlük soru olarak ayırır; dar bir soruyu felsefi bir soruya dönüştürür.
- FEL.11.3.1.b. Akıl-inanç ilişkisiyle ilgili problemleri (inancın akılla temellendirilmesi imkânı) hayat durumlarıyla ilişkilendirerek değerlendirir.
Konu anlatımı
Giriş: Hem Düşünen Hem Güvenen İnsan
Temel Kavramlar: Akıl, İnanç, Bilgi ve Güven
Üç Temel Soru
Rasyonellik ve İrrasyonellik: İki Ayrı Kullanım
Problem: İnancı Akılla Temellendirmek Mümkün mü?
Hayatla İlişkilendirme: Sorular Neden Önemli?
Felsefi Soru Nedir? Bilimsel ve Günlük Sorudan Farkı
Metin İncelemesi: Bir Düşünce Parçasını Çözümlemek
Sık Yapılan Hatalar ve Kavram Yanılgıları
Anahtar terimler
- Akıl
- Kavram kurma, çıkarım yapma ve gerekçe isteme yetisi; aynı zamanda tutarlılık ve kanıt ölçütlerini işleten yöntem.
- İnanç
- Bir önermeyi doğru, bir kişiyi güvenilir ya da bir değeri bağlayıcı kabul etme; dinî anlamda iman, kabul ile güvenin ve bağlılığın birleşimidir.
- Bilgi
- Doğru ve gerekçelendirilmiş kabul.
- Güven
- Bir kişiye, kuruma ya da yola, tam denetleyemediğimiz hâlde dayanma.
- Rasyonellik
- Bir inancın ya da eylemin gerekçelendirilebilir, tutarlı ve kanıtla ilişkili olması.
- İrrasyonellik
- Gerekçelendirme ölçütünün akıl dışında (bağlılık, iç deneyim, sıçrayış) aranması; aşağılayıcı değil tanımlayıcı bir terimdir.
- Akıl üstü (aşkın)
- Akılla çelişmeyen ama aklın tam kavrayamayacağı alan.
- Felsefi soru
- Genel, kavramsal, tartışmaya açık, deneyle yanıtlanamayan ve temel sorunlara dayanan soru.
- Fideizm
- İnancın akılla temellendirilmesine gerek olmadığını, bağlılıkla kurulduğunu savunan yaklaşım.
- Dogmatizm
- Bir görüşü gerekçe aramadan ve sorgulamaya kapalı biçimde savunma tutumu.
Örnek soru
Ayşe, ilacın kimyasını bilmediği hâlde hekimin yazdığı ilacı kullanıyor. Hekimin yetkinliğine dayanan bu tutum aşağıdakilerden hangisine en uygun örnektir?
- Deneyle elde edilmiş bilimsel bilgi
- Gerekçeyi reddeden dogmatik tutum
- Akılla çelişen irrasyonel görüş
- Kişiye ve kuruma dayanan güven
- Aklın tam kavrayamadığı akıl üstü alan
Doğru cevap: D
Çözüm
1. Ayşe ilacın kimyasını anlamıyor; dolayısıyla bu bir bilimsel bilgi değildir.
2. Hekime, uzun eğitimine ve kurumuna dayanarak tam denetleyemediği bir şeyde güvenmektedir.
3. Bu güven gerekçeli de olabilir (yetkinlik, deneyim); bu yüzden dogmatizm ya da akılla çelişme söz konusu değildir.
Cevap: D. En güçlü çeldirici B şıkkıdır: güven her zaman gerekçesiz kabul değildir; hekimin yetkinliği bir gerekçedir.